22 SP_KASıM 2017

Tekrardan Merhabalar Herkese,

Yeni bir kamp yazısıyla tekrardan karışınızdayım. 

Arkadaşlarım Veysel Kalın ve Onur Çalık ile birlikte EtkinlikKayseri 'nin düzenlemiş olduğu Bolkar Dağları - Karagöl Kamp etkinliğine katılmaya karar verdik.

Kamp öncesi hazırlıklar için çantama aldıklarım: Mont, sweatshirt, sandalye,su, çakmak, mat, uyku tulumu, battaniye, bıçak, bardak, çatal, kaşık, çaydanlık, sıcak su tulumu, çorap ve yiyecekler.

Onur ve Veysel sabah 10-11 gibi EtkinlikKayseri ekibinin organize etmiş olduğu servisle yola çıktılar. Ben ise kamp öncesi yeni tanıştığım Halil Kalkın abim sayesinde araçla 17:00 gibi yola çıktım. Yol arkadaşlarım Kemal, Seher, Ayhan Abim ve Osman Abim ile de bu vesileyle tanışmış oldum. Hepsine bu yolculuk için tekrardan çok teşekkür ederim...

Yol boyunca araçla gelenler ile birleşerek 6 araçlık bir konvoy haline geldik. Yol yaklaşık 3-3.5 saat arası sürüyor. Kamp alanına yaklaştıkça hava kararmaya başladı, yollarda ışıklar yoktu. İlk defa gidildiği için yollar karanlıkta biraz zor bulundu. (Bu yollar otostop ile gelinecek gibi değil, bence şansınızı çok zorlamayın, fazla macera aramayın...) Biraz zorda olsa yolun bir kısmını arabayla tamamladık ve dağın bir kısmını arabayla çıkmıştık.

İşte en çok zevk aldığım noktalardan bir tanesine geldik. Araçları güvenli bölgelere park ettikten sonra, çantalarımızı eşyalarımızı sırtımıza aldık. Kafa fenerlerimizi taktık ve kamp alanına önceden gelenlerin öncülüğünde kamp alanına tırmanışımız başladı. Zifiri karanlık bir ortamda tek sıra halinde sadece kafalardaki ışıklar yardımıyla yaklaşık 1.5 saatlik bir tırmanışa başladık. Gerçekten yorucuydu fakat çok güzel bir deneyimdi.

Kamp alanımızın gece görünüşü

Kamp alanına ulaştık, tabi ne gölü görebiliyoruz karanlıktan nede dağların o mükemmel görüntüsünü. Sabah uyandığımda ne ile karşılaşacağımı çok merak ediyordum. Geldiğimde Onur ve Veysel ile buluştum. Çadıra çantamı attım. Tabi uzun süren tırmanışta ter içinde kalmıştık, bu sebeple üzerimdekileride değiştirdim ve sandalyemi alarak önce gelen ekibin yaktığı ateş başına geçtim. Burada her zamanki gibi şarkılar, türküler, eğlenceli sohbetler gerçekleştirdik. Yeni arkadaşlarla tanışma fırsatı buldum. Kısacası güldük eğlendik. Gece 2:30 civarı yatmak için çadıra geçtim. Gün doğumunu kaçırmamak için saatimi 5 e kurdum. Uyumaya gelmedik o kadar yolu sonuçta :)

Kamp ateşi ve kamptaki tüm arkadaşlarımız...

Sabah saatim beni uyandırdı. Gece yorgunluktan galiba bi yattığımı hatırlıyorum bide kalktığımı :) onun haricinde üzerimi iyi giyindiğimden üşümedim. Sadece yüzüm açık kaldığı için biraz üşümüştü onun haricinde çok güzel deliksiz uyudum. 

Sanada günaydın Güneş...

Kamp alanımızın gündüz görünüşü

Kalktıktan sonra sandalyemide aldım ve çadırdan çıktım. Gerçekten çok soğuktu hava ama çok temizdi. Onur ve Veysel'ide uyandırdım. Sabah çayımızı yaptık hemen, yanınada kahvaltımızı hazırladık. Gün doğumuyla beraber kahvaltımızıda yapmış olduk. Artık muhteşem manzarayı seyretme zamanı gelmişti sandalyemde otururken güneşin doğuşuyla beraber ortaya çıkan muhteşem manzaranın keyfini çıkarmaya başladık. Tabi bir yandan da çayımızı yudumluyoruz :)

Sabah çayımı yudumlarken

Günaydın... :)

Manzaranın keyfini birazda çadırın içinde yatarak çıkardık...

Doğayla buluşan Karamel Hanımefendi yerinde duramıyordu.

Karagöl genel görüntü

Zaman ilerledikçe kamp alanındaki herkes uyandı, kahvaltılar yapıldı ve artık dağın biraz daha ilerisindeki Çinili Göl için yürüyüşümüze başladık. Tırmanmaya doyamadık ve tırmanışa başladık. Tırmanışın devamında ise bizi çok güzel manzarada bir göl karşıladı. Etrafı dağlarla çeviri ortasında buzul bir göl. Bazı arkadaşlarımız göle girdi, buz gibi suda yüzdü, bazıları ise manzaranın tadını çıkardı.

Çiniligöl

Burada bir süre durduktan sonra çıkmak isteyenler zirveye çıktı. Daha sonrasında geri dönüş başladı ve her çıkışın bir inişi olacağı gibi bizde kamp alanına doğru inişe geçtik. 

Ayrılık vakti yaklaşıyordu bu alandan eşyalarımızı toparladık, çadırlarımızı kaldırdık, çantalarımızı dönüş yolu için yerleştirdik.

E tabi gölün etrafnda heryerde bulunan kurbağalardan da bahsetmeden geçmeyelim. Gece hiç ortada gözükmüyorlar ama gündüzleri heryerdeler, dikkat edin ezmeyin...

İniş için çantalarımızı sırtımıza yüklendik ve araçların olduğu bölgeye doğru indik. Daha sonra ise dönüş yolcuğumuz başladı ve evlerimize ulaştık. Dağ tırmanışları biraz yorucuda olsa gerçekten kesinlikle buraları görmelisiniz. Ölmeden önce görmeniz gerekenler listesine mutlaka ekleyin.

Son olarakta;

Kamp kurduğumuz alanları, sanki hiç oraya uğranılmamış gibi temizlemeyi unutmayalım...

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.... :)