Engin Gülgör

Engin Gülgör

Çifte Mühendis, araştırmayı seven, kitap okumaktan pek hoşlanmayan, bilginin paylaştıkça çoğaldığını bilen, öğrenmeye her zaman aç, zarar vermeyen tek şeyin çalışmak olduğunu düşünen, Fenerbahçe taraftarı....

22 EYLüL 2017

Tekrardan Merhabalar Herkese,

Yeni bir kamp yazısıyla tekrardan karışınızdayım. 

Arkadaşlarım Veysel Kalın ve Onur Çalık ile birlikte EtkinlikKayseri 'nin düzenlemiş olduğu Bolkar Dağları - Karagöl Kamp etkinliğine katılmaya karar verdik.

Kamp öncesi hazırlıklar için çantama aldıklarım: Mont, sweatshirt, sandalye,su, çakmak, mat, uyku tulumu, battaniye, bıçak, bardak, çatal, kaşık, çaydanlık, sıcak su tulumu, çorap ve yiyecekler.

Onur ve Veysel sabah 10-11 gibi EtkinlikKayseri ekibinin organize etmiş olduğu servisle yola çıktılar. Ben ise kamp öncesi yeni tanıştığım Halil Kalkın abim sayesinde araçla 17:00 gibi yola çıktım. Yol arkadaşlarım Kemal, Seher, Ayhan Abim ve Osman Abim ile de bu vesileyle tanışmış oldum. Hepsine bu yolculuk için tekrardan çok teşekkür ederim...

Yol boyunca araçla gelenler ile birleşerek 6 araçlık bir konvoy haline geldik. Yol yaklaşık 3-3.5 saat arası sürüyor. Kamp alanına yaklaştıkça hava kararmaya başladı, yollarda ışıklar yoktu. İlk defa gidildiği için yollar karanlıkta biraz zor bulundu. (Bu yollar otostop ile gelinecek gibi değil, bence şansınızı çok zorlamayın, fazla macera aramayın...) Biraz zorda olsa yolun bir kısmını arabayla tamamladık ve dağın bir kısmını arabayla çıkmıştık.

İşte en çok zevk aldığım noktalardan bir tanesine geldik. Araçları güvenli bölgelere park ettikten sonra, çantalarımızı eşyalarımızı sırtımıza aldık. Kafa fenerlerimizi taktık ve kamp alanına önceden gelenlerin öncülüğünde kamp alanına tırmanışımız başladı. Zifiri karanlık bir ortamda tek sıra halinde sadece kafalardaki ışıklar yardımıyla yaklaşık 1.5 saatlik bir tırmanışa başladık. Gerçekten yorucuydu fakat çok güzel bir deneyimdi.

Kamp alanımızın gece görünüşü

Kamp alanına ulaştık, tabi ne gölü görebiliyoruz karanlıktan nede dağların o mükemmel görüntüsünü. Sabah uyandığımda ne ile karşılaşacağımı çok merak ediyordum. Geldiğimde Onur ve Veysel ile buluştum. Çadıra çantamı attım. Tabi uzun süren tırmanışta ter içinde kalmıştık, bu sebeple üzerimdekileride değiştirdim ve sandalyemi alarak önce gelen ekibin yaktığı ateş başına geçtim. Burada her zamanki gibi şarkılar, türküler, eğlenceli sohbetler gerçekleştirdik. Yeni arkadaşlarla tanışma fırsatı buldum. Kısacası güldük eğlendik. Gece 2:30 civarı yatmak için çadıra geçtim. Gün doğumunu kaçırmamak için saatimi 5 e kurdum. Uyumaya gelmedik o kadar yolu sonuçta :)

Kamp ateşi ve kamptaki tüm arkadaşlarımız...

Sabah saatim beni uyandırdı. Gece yorgunluktan galiba bi yattığımı hatırlıyorum bide kalktığımı :) onun haricinde üzerimi iyi giyindiğimden üşümedim. Sadece yüzüm açık kaldığı için biraz üşümüştü onun haricinde çok güzel deliksiz uyudum. 

Sanada günaydın Güneş...

Kamp alanımızın gündüz görünüşü

Kalktıktan sonra sandalyemide aldım ve çadırdan çıktım. Gerçekten çok soğuktu hava ama çok temizdi. Onur ve Veysel'ide uyandırdım. Sabah çayımızı yaptık hemen, yanınada kahvaltımızı hazırladık. Gün doğumuyla beraber kahvaltımızıda yapmış olduk. Artık muhteşem manzarayı seyretme zamanı gelmişti sandalyemde otururken güneşin doğuşuyla beraber ortaya çıkan muhteşem manzaranın keyfini çıkarmaya başladık. Tabi bir yandan da çayımızı yudumluyoruz :)

Sabah çayımı yudumlarken

Günaydın... :)

Manzaranın keyfini birazda çadırın içinde yatarak çıkardık...

Doğayla buluşan Karamel Hanımefendi yerinde duramıyordu.

Karagöl genel görüntü

Zaman ilerledikçe kamp alanındaki herkes uyandı, kahvaltılar yapıldı ve artık dağın biraz daha ilerisindeki Çinili Göl için yürüyüşümüze başladık. Tırmanmaya doyamadık ve tırmanışa başladık. Tırmanışın devamında ise bizi çok güzel manzarada bir göl karşıladı. Etrafı dağlarla çeviri ortasında buzul bir göl. Bazı arkadaşlarımız göle girdi, buz gibi suda yüzdü, bazıları ise manzaranın tadını çıkardı.

Çiniligöl

Burada bir süre durduktan sonra çıkmak isteyenler zirveye çıktı. Daha sonrasında geri dönüş başladı ve her çıkışın bir inişi olacağı gibi bizde kamp alanına doğru inişe geçtik. 

Ayrılık vakti yaklaşıyordu bu alandan eşyalarımızı toparladık, çadırlarımızı kaldırdık, çantalarımızı dönüş yolu için yerleştirdik.

E tabi gölün etrafnda heryerde bulunan kurbağalardan da bahsetmeden geçmeyelim. Gece hiç ortada gözükmüyorlar ama gündüzleri heryerdeler, dikkat edin ezmeyin...

İniş için çantalarımızı sırtımıza yüklendik ve araçların olduğu bölgeye doğru indik. Daha sonra ise dönüş yolcuğumuz başladı ve evlerimize ulaştık. Dağ tırmanışları biraz yorucuda olsa gerçekten kesinlikle buraları görmelisiniz. Ölmeden önce görmeniz gerekenler listesine mutlaka ekleyin.

Son olarakta;

Kamp kurduğumuz alanları, sanki hiç oraya uğranılmamış gibi temizlemeyi unutmayalım...

Bir sonraki yazıda görüşmek üzere.... :)

22 EYLüL 2017

Merhabalar Herkese,

Arkadaşımla beraber Erciyes Dağı Tekir Göleti çevresinde bir gece süren bir kamp gerçekleştirdik. Buraya gidecekler için yaşadıklarımı kısaca yazmak istedim. 

Kamp öncesi hazırlıklar için çantama aldıklarım: Mont, sweatshirt, su, çakmak, mat, uyku tulumu, bıçak, bardak, çatal, kaşık, çaydanlık, sıcak su tulumu, mum, çorap ve yiyecekler.

Onur Çalık arkadaşımla beraber 15 Temmuz 2017 tarihinde öğlen 12:30 civarı tüm hazırlıklarımızı tamamlayarak, Cumhuriyet Meydan yakınlarında buluştuk. Buradan yiyeceklerimizi almak için bir markete girdik. Marketten çikolata bisküvi tarzı yiyeceklerin yanında, konserve fasülye, çabuk çorba tarzı hazır yiyecekler aldık. Çantamıza bunlarıda attıktan sonra, kamp alanından geçen Develi servislerinin bulunduğu yere doğru gitmeye başladık. 6 TL bir ücret ödedikten sonra yolculuğumuza başladık.

Çadır kurmak için alanımız ve kırmızı daire içindeki bizim çadırımız

Gölet bölgesi yakınından servisten indik ve 1-2 dk lık yürüyüş mesafesindeki kamp alanına gittik. Burada birçok çadır vardı ve bizde kendimize göre bi alan seçerek, çadırımızı kurmaya başladık. Çadır kurma işlemimiz yaklaşık 5dk sürdü. Çadırımızın içine tüm eşyalarımızı yerleştirdik. Kurulduktan sonra çadırımızın son hali resimdeki gibi olmuştur. 

Çadırımız ARPENAZ FRESH & BLACK KAMP ÇADIRI - 2 KİŞİLİK adlı çadırdı. Oldukçta memnun olduğumuz bir çadır, gündüz sıcakta bile içinde oturabilecek düzeyde oluyor. 2 kişi için çantalarla beraber biraz küçük kalabiliyor. Bu sebeple, 3 kişilik çadırda 2 kişi kalmak çok daha rahat olacaktır.

Çadırımızı kurduktan sonra bölgede kısa bir gezinti yapmak istedik. Erciyes dağında bulunan tesislerin oraya yaklaşık 2km kadar uzaklıkta bir bölge burası. Birçok kişi de çadırlarını kurmuş ve burada kalıyorlar oldukça kalabalık. Ayrıca çadırı olmayanlar için belediyenin alanı var, burada çadır kiralayıp kalabiliyorsunuz. Çadırımızı kurduktan tesislerin bulunduğu alana yürüyerek yaklaşık 30dk da ulaştık. Burada şişelerimizi temiz ve buz gibi olan erciyesin suyundan doldurmayıda ihmal etmedik tabi. Biraz dinlendiken sonra tekrar çadırımızın bulunduğu bölgeye doğru hareket ettik. Çadırımızın yanına geldikten sonra bir süre oturarak dinlendik. Bir yandan müzik dinledik bir yandanda birşeyler atıştırdık, tabi sohbet etmeyide ihmal etmedik. :) 

Bu arada bir grup vasıtasıyla haberleştiğimiz arkadaşlarda gelmeye başladı toplam 5 çadır olduk.

Çadırımızın önünde dinlenirken...

Biraz dinlendikten sonra orada bulunan kişilerle tanıştık, sohbet ettik. Daha sonra ise kamp ateşi yakmak için odun bulmaya çalıştık. Odunlarıda topladık bir alanda biriktirdik. Tabi tüm bunları yaparken hava kararmıştı bile. Artık ateşimizi yaktık başına geçtik. Çaydanlığımıza suyu koyarak, bir yandan suyun kaynamasını bekledik, bir yandan da Erciyesin soğuğunda ısınmaya çalıştık. Su Kaynadıktan sonra çayımızı içtik yanına atıştırmalıklardan yedik. Daha sonra ise çabuk çorbamızı yaptık ve içtik. Hem içimiz hem dışımız ısınmıştı artık. Gökyüzündeki mükemmel yıldız topluluğu ise gecenin en güzel yanıydı. Mükemmel bir görüntüydü. Fakat telefon kamerası bu anı yakalayamadığı için maalesef bu anı ölümsüzleştirmedim. 

Kamp ateşinden kısa bir bölüm...

Artık saat 01:00 a gelmeye başlarken yatmak için çadırımıza geçtik. Tabi öncesinden sıcak su olunca sıcak su torbamızıda sıcak suyla doldurduk ve çadırın içine geçtik. Tulumlarımızı giydik yatmak için hazırlığımızı yaptık. Normalde çadır içinde mum yakmak çok tehlikelidir. Fakat aldığımız bir tavsiye üzerine hem ışık açısından hemde 2-3 derece faydası olacağı için güvenli bir mum askılığı aldık ve hem ışığından hem ısısından faydalandık. Gerçekten Erciyesin o buz gibi soğuğunda baya fark ettirdi diyebilirim. (Burada gece kalacaklar mutlaka çok sıkı giyinmelilier.) Çadırımızda üşümeden uyuyarak geçirdik ve sabah gün doğumuyla beraber uyandık. ( saat 05:10 civarı )

Gün Doğumu

Sabah kahvaltımızı yapmak için dağa tırmandık gün doğumuyla birlikte, burada kahvaltımızı yaptık biraz dinlendik. Tabi hava hala soğuktu montlarımızı çıkaramadık. Az uyumamıza rağmen hiç uyku sorunu yaşamadık. Temiz havada 4-5 saatlik uykunun yeterli olduğunu gördük ki oldukça dinç uyandık. 

Güneşten dolayı gözlerimizi açamasakta, karnımızı doyurmuştuk ve mutluyduk... :)

Daha sonra tekrar çadırımızın başına geldik. Havada iyice ısınmaya başlamıştı. Çok sıcaklara kalmadan çadırımızı ve eşyalarımızı toplayıp, geri dönüş yoluna koyulduk.(saat 09:30 civarı) Dönüşte ana yola çıkarak, Develi servisine tekrar binerek Kayseri merkeze geldik ve buradan artık evlerimize geçtik.

Bu arada alanda bolca bulunan gelengilerden de bahsetmeden geçemeyeceğim. Bulunduğumuz alan onların yaşama bölgesi gibi olmuş. Heryerde varlardı gerçekten. Sabah dönüş hazırlığından önce son çubuk krakerlerimi onlarla paylaştım. Zararsız ve sevimli hayvanlar :) yalnız ortalıkta birşeyinizi bırakmayın içini gelip karıştırabiliyorlar :) 

1 gecelikte olsa kamp tadını aldık. Güzel bir gün geçirdik. Şehrin sıcağından kurtulup, erciyesin soğuğunda bir gece uyuduk. Başka bir kamp'ta görüşmek üzere :) 

Soracaklarınız olursa aşağıdaki kısımlardan ya da iletişim kısmından bana ulaşabilirsiniz.

Sağlıcakla kalın...

22 EYLüL 2017

TÜBİTAK Üniversite Proje Yarışmaları Final Sergisi tamamlandı. Malesef ödül alamadık. Fakat çok güzel bir deneyim olduğunu belirtmek isterim. Türkiye'deki TÜBİTAK tarafından seçilen en iyi 30 öğrenci projesi arasına girmekte bizim için bir ödüldü aslında. Şimdi yaklaşık 4 gün süren bu yarışmalanın biraz detaylarına inelim.

TÜBİTAK yarışmacılara gerçekten değer verdiğini gösterdi. Hiçbir şeyi aksatmadı. Bizi Ankara Otogardan, kalacağımız otele, serginin olacağı salona kadar heryere servislerle götürdü. "Ne nerdeydi, nasıl ulaşırım" derdinden bizleri kurtardı. 

6 Ekim 2015: İlk gün Ankara otogarda TÜBİTAK yetkilileri bizi karşıladı. Daha sonra servise götürdüler, servise eşyalarımızı koyduktan sonra bizi serginin yapılacağı Hacettepe Üniversites Beytepe Kampüsü Kongre Salonuna götürdüler. Burada kaydımızı yaptırdık, kartlarımızı aldık, TÜBİTAK hediyelerini de aldıktan sonra bizim için ayrılan standımıza geçtik. Burada afişlerimiz astık. Robotu uzun süren yolculuktan sonra kutusundan çıkarttık ve sergiye hazır hale getirmek için yerleştirdik. Tabi ilk denemeleride burada yaptık. Burada bizim tüm sorularımızı cevaplayacak rehberler vardı. Herkes için ayrı rehberler atanmıştı. Daha sonra otele geçmek için tekrar servislere bindik ve kalacağımız otel olan Bilkent Otel'e geldik. Burada bizi tekrar TÜBİTAK yetkilileri karşıladı, daha sonra otele kaydımızı yaparak odamıza yerleştik. Akşam yemeğiydi, uykuydu derken yarışma ve sergi gününe geldik.

Hacettepe Üniversitesi Beytepe Kampüsü Sergi Salonundan Bir Görüntü

7 Ekim 2015: Sergi başladı, artık herkese açıktı. Bundan sonra hem ziyaretçilere hemde jüriye sunumlarımızı yapmaya başladık. Gelen her ziyaretçiye sunumlarımızı yaparken projeyi anlatırken, proje hakkında detaylı bilgilerin olduğu belgeleride verdik. Bunun yanında jüriye ne zaman sunum yapacağımızı da merakla bekliyorduk. Akşam üstü 16:00 civarı sıramızın geldiğini hazırlanmamızı söylediler yetkilier hazırlandık toplandık ve sunum salonuna gittik. Bize ayrılan 10 dakikanın ardından sunumu tamamlayıp sorularıda cevapladıktan sonra standımıza tekrar döndük. Artık bugünlük sergininde sonuna geldik ve servislere binip otele gitme zamanı gelmişti. Otele geldik, akşam yemeğini yedikten sonra, Girişimcilik ve İnnovasyon adlı Prof. Dr. Mehmet Barca nın konuşmacı olduğu seminere katıldık. Sadece yarışmacılara verilen bir sunum ve TÜBİTAK'ın program dahilinde bizim için düzenlediği bir seminerdi. Bize genel olarak yaklaşık 2 saat süren seminerden sonra uyku vakti gelmişti ve serginin son günü gelmişti. 

Akşam Ankara gezisinden bir görüntü, İlk TBMM

8 Ekim 2015: Bugün jüri sunumunu tamamladığımdan dolayı biraz daha rahattım hem diğer standları gezme fırsatı buldum hem de gelenlere proje hakkında bilgiler vermeye devam ettim. Bu şartlarda bir günü daha tamamlamış olduk ve artık ödüllerin verileceği güne geldik. 

Ödül günü, salondan bir görüntü.

9 Ekim 2015: Ödül günü geldi çattı. Heyecanla artık açıklamaları bekliyoruz. Açılış konuşmasından sonra ödül sahibi projeler açıklanmaya başladı. Sonuç olarak ödül alamadık ama güzel bir deneyim olmuştu. Türkiyenin en iyi ilk 30 öğrenci projesinde olmakta bizim için bir ödül sayılabilirdi aslında. Yeni arkadaşlıklar, farklı projeler, farklı görüşler ve en önemli ufkumuzu genişleten bir yarışma olmuştu. Ödül töreninden sonra yarışma sonlandı ve Kayseri ye dönüş vakti gelmişti...

Tüm bu günleri TÜBİTAK tarafından hazırlanan bir video ile de izleyebilirsiniz.

 

Genel olarak yarışma ve sergi güzeldi fakat TÜBİTAK bu kadar emek verip para harcadığı yarışmayı malesef ki duyuramamıştı. Ne firmalar ne de ziyaretçiler olarak katılımın çok düşük olduğu bir sergi oldu. Ayrıca Türkiye'deki en iyi projeleri toplayan bu yarışmaya, ne TÜBİTAK Başkanı, ne de Bilim Sanayi ve Teknoloji bakanı gelmişti. Her zaman gençlere destek verilmesini söyleyen bu devlet büyüklerimizin bu yarışmayı ziyaret etmememsi bizi biraz düşündürmüştü...

22 EYLüL 2017

Ankara'yı görmenin de zamanı gelmişti artık. Düşüyorum yine yollara.. 

Bitirme projesi finale yani ilk 31 içerisine kaldı. 7-9 Ekim tarihleri arasında Hacettepe Üniversitesi Kongre Merkezi'nde 2241/B Sanayi Odaklı Lisans Bitirme Proje Yarışması na katılmak üzere Ankara'da olacağım. Bakalım neler bekliyor beni bu Ankara macerasında. Nasıl bir organizasyon olacak? ve aklımdaki çılgın sorular Ankara da cevabını bulacak sanırım. Tüm detaylarıyla yarışma anında ve sonrasında detayları blogumda yazmaya çalışacağım. 

Yarışma için tasarladığım afişim: 

Proje detayları için hazırlanmış belgeye ekten ulaşabilirsiniz.

Unutmadan, sergiye tüm halkımız davetlidir... :)

22 EYLüL 2017

Elektrik-Elektronik Mühendisliği bölümünde bitirme ödevim Hexapod Robot yapmaktı. Danışman hocam ise Prof. Dr. Recai KILIÇ olmuştur. Ayrıca proje TÜBİTAK 2209B Sanayi Odaklı Lisans Bitirme Tezi Destekleme Programı kapsamında 3500TL lik destek almaya hak kazanmıştır.

Proje den genel olarak bahsedecek olursak 6 bacaklı yürüyen örümcek robot yapımı ve bunu uzaktan kontrol eden bir kumanda yapımı gerçekleştirilmiştir.

İlk olarak robotun mekanik aksamları SolidWorks ortamında hazırlanmıştır. 

Daha sonra çizimler gerçekleştirilme aşamasına geçişmiştir. Robotun bazı parçaları 3D printer ile elde edilirken bazı parçalarıda pleksiglass malzemeden lazer kesim yoluyla elde edilmiştir.

Robot mekanik parçaları toplam 106 parçadan oluşmaktadır. (Vidalar hariç)

Robotun mekanik kısımları tamamlandıktan sonra elektronik tasarıma geçilmiştir. Robot üzerinde 18 adet MG995 Servo motor kullanılmıştır. Motorların 12 tanesi için Arduino Mega kullanılırken 6 tanesi için ise kendi tasarımım bir kontrol ünitesi kullanılmıştır.

Robot ve kumanda dahil olmak üzere toplam 10 adet 3.7volt 2500mAh li-on pil kullanılmıştır. 

Robot hız testlerinde 0.1km/saat lik bir hız elde edilmiştir. Pil testinde ise sürekli çalışma halinde 65dk kullanım sağlamıştır.

Robot kumanda haberleşmesi için XBee modül kullanılmıştır.

Robot yürüyüş algoritması olarak Çapraz Yürüme algoritması seçilmiştir.

 

Kumanda için Arduino Nano, Nokia 5110 ekranı kullanılmıştır. 

Robot ve kumandanın son halleri aşağıdaki gibidir. 

Resimlerin büyük halleri ve daha fazla resim için ekteki dosyaları inceleyebilirsiniz. Robotun çalışma videosunu aşağıdan izleyebilirsiniz.